14 Ocak 2009 Çarşamba

Gerçek Gelişme Endeksi ve Sürdürülebilir Kalkınma

Türkiye ekonomisi 2002'den sonra aralıksız yirmi çeyrekten fazla büyüdü. Uluslararası konjonktürün ivmelendirmesiyle tarihimizde neredeyse görülmemiş bir büyüme dönemi yaşadık. Görece beş yıl gibi kısa bir sürede ikiyüz milyar dolardan dörtyüz milyar dolarlık bir GSMH'ye ulaştık. Ama büyümenin bir türlü toplum kesimlerine yayılmadığı, refah etkisinin çeşitli nedenlerle geciktiği yönünde tartışmalar yapıldı. Ekonomik büyüme ile toplumsal kalkınmanın ya da zenginleşmenin aynı şey olmaması bir yana büyümenin dışsal maliyetleri de gözardı edildi çoğu bu tartışmalarda. Büyüme tartışmalarının bir boyutu da son dönemde toplumsal kalkınma eksenine doğru çevrilirken, henüz ülkemiz gündemine düşmemiş iki yükselen kavramdan bahsetmek istiyorum. Bunlar, Gerçek Gelişme Endeksi (Genuine Progress Indicator-GPI) ve Yeşil GSMH (Green GDP) olarak türkçeleştirilebilirler.

Gerçek Gelişme Endeksi, Yeşil İktisat ve Kalkınma Ekonomisi'ne ait bir kavram olarak halihazırda kullanılan GSMH ve büyüme ölçütleri yerine kullanılması önerilmektedir. GSMH ölçütünde pozitif büyüme olarak görülmesine karşın aslında uzun vadede toplumsal refaha zararlı etkileri olan büyüme unsurlarının gerçek etkisinin de denkleme eklenmesini önermektedir. Lawn modeline göre, GPI'da GDP hesabına ek olarak dikkate alınan ek maliyetler; Yeniden üretilemeyen sınırlı kaynakların tükenmesinin maliyeti, Hava, Su ve Gürültü kirililiği maliyetleri, Suç maliyeti, Ozon kaybı maliyeti, Tarım arazilerinin kaybı, Sulak arazilerin kaybı ve Ailelerin dağılmasının maliyetidir. GPI böylece sürdürülebilir bir büyümenin unsurlarını da ifade etmektedir. Diğer yandan GPI'a karşı çıkıp GDP'yi savunanların, bu göstergenin aslında yalnızca üretim ve tüketime ait bir ölçüm olduğu ve toplumsal refahı içermesinin gerekmediği savı, bu ölçütün tüm karar alıcılarla kullanıldığı gerçeğini yadsımaktadır. Manfred Max-Neef'in GPI teorisinden geliştirdiği eşik hipotezine göre, belli bir büyüklüğü geçen her makroekomik sistemde büyümenin yarattığı marjinal fayda, yarattığı ek maliyetten düşük olacaktır.

Burada Fisher'in ekonomik refah'ı meta üretimi yerine hayatın fiziksel zevklerine dayandırdığı ve Hicks'in de milli gelir hesaplamanın pratik amaçlarından biri olarak geleceğin üretim ve tüketim kapasitesine zarar vermeden en fazla kaç kişinin bu süreçte yer alabileceğini gösterdiğini belirtmeliyiz. Yani bir ülkenin milli gelirinin tamamı gelecekteki üretim yeteneğine zarar vermeden bugün tüketilebilir mi?

Günümüzde az sayıda ülke (Hollanda, Fransa, Almanya, Kanada) GPI temelinde geliştirilmiş endekslerle milli gelir hesaplamaları yapıyor. En bilineni Kanada'nın kullandığı GPIAtlantic göstergesi. http://gpiatlantic.org/ .

Green GDP endeksi ise, benzer bir mantıkla büyümenin yarattığı çevresel etkilerle değerlendirilmesi yaklaşımıdır. Yerel kaynaklarını vahşice tüketmekle suçlanan Çin tarafından 2004-2006 arasında kullanılan bir göstergeydi. Bu dönemde Çin'in bu ölçeğe göre büyümesi yaklaşık sıfır (0) çıktığı için teknik sorunları olduğu söylenilerek mart 2007'de kullanımdan kaldırıldı. Yine de bu ölçek bile biyolojik çeşitliğinin yokolmasının geri döndürülemezliği ve iklim değişikliğine yol açan gaz emisyonlarının uzun vadeli etkilerini parasal ifadelere çevirmekle gerçek büyüme ve sürdürülebilir kalkınma adına pek bir şey ifade etmemektedir.

Dünyadaki ekosistemler hakkında bilgimiz arttıkça insan eylemlerinin sonuçlarına dair daha fazla veri elde edeceğiz. Görünen o ki, büyüme ve gelişmeye olan inancımız kendi geleceğimize zarar verir boyuta gelmiş durumda. Türkiye için bu hesapların yapılması zaman alacak olsa bile bizim şimdiden eski hesaplamalarla yıllık yüzde yedilik büyümemizin kaybedeceğimiz Hasankeyf'lere, Kaz Dağlarına, Fırtına Vadilerine değip değmeyeceği üzerinde düşünmemiz gereği ortaya çıkıyor.

Gerçek gelişmenin ölçütünü ararken gerçeğin ölçütü sorusu da takılıyor insanın aklına. Tehlikeli Oyunlar'dan bir yanıt alalım buna ;

-gerçek nedir hikmet amca?
-gerçek, iki nokta üst üste koydun mu?
-koydum hikmet amca.büyük harfle başlanıyor değil mi?
-hepsini büyük harfle yazsaydın. gerçeğin de soluna çiçek yapma sakın.
...
-yaz bakalım: gerçek, başkalarının bize uygulamaya çalıştığı tatsız bir ölçüdür.
-birimi var mı hikmet amca?
-birimi insandır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder